Sosyal Medya – Duyguların Saklandığı Yer

Sosyal medya, hayatımıza girdi gireli ne yalan söyleyebilir olduk, ne duygularımızı dolaylı yoldan saklayabilir. Öyle ya, kötüyüm, sinirliyim, yalnızım, ölüyorum şeklindeki paylaşımların ardından, on dakika sonra komik, neşeli, eğlence içerikli bir gönderide diyafram patlaması yaşarcasına gülebiliyoruz ya da güldüğümüzü sanıyoruz, hepsi muamma.

Amacının dışında bir kullanımın olduğu bu mecra da, bazı arkadaşlar görüyorum ki onların durumu işte tamda bahsettiğimiz bu durumla birebir örtüşüyor. Öyle ki haftalardır ulaşamadığım bir insana Facebook üzerinden ulaşabiliyorum. Tabi öncelik Facebook, ev veya cep telefonlarımız değil! Kötü bir dönem geçiriyor bu zaatı muhterem arkadaşım en azından bana bu şekilde aksettirdi haleti ruhuyesini. Ancak görünen o ki sosyal medya da hiç bir şey saklı kalamıyor. Bunalımda olan arkadaş, on dakika sonra bir şarkı ile kahkahalar dolu bir gönderide buluyor kendini. Yarım saat sonra bir eğlence mekanında “Şuan şurada şu kişi ile” şeklinde gönderiler de bulunuyor. Baksanıza bilgisayar başında değilken bile mobil olarak halen daha sosyal medya’nın içerisinde. Ertesi gün, geçen geceki eğlence mekanında ki fotoğrafları albüm oluyor, “muhteşem konser, muhteşem eğlence” vb. albüm adları ile. – Hani ölüyordun? Zor dostum zor saklanmak, kaçmak!

Bu kadar konuştuk. Sözün kısası şudur ki, kendimize belli roller biçip, belli yaftalar bezenip, konuşmak, görüşmek istemediğimiz insanlardan kaçıyoruz. O zaman bu ortam sadece “şu kadar paylaşımım var, X sayıda arkadaşım var, X sayıda takipçim var” şeklinde bir prestij kaygısından ve amaç dışı kullanımdan öteye gitmiyor.

Sevgiler ve saygılar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir